ETKİNLİK TAKVİMİ

Şubat 2012
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 1 2 3

YAKLAŞAN ETKİNLİK

Olay yok

Giresun Haber

BÜLTEN ABONELİĞİ

EKONOMETRİ DERGİSİ ÖNSÖZ Yazdır E-posta
Yazar Nükhet CAN KANTARCI   
Pazartesi, 19 Temmuz 2010 14:35

Dünyada var olan global krizin, firmalara bıraktığı olumsuz izleri yadsımak mümkün değil. Fabrikalarımız, yeterli talep olmadığı için önce üretimlerini durdurma, ardından da kapanma tehlikesi yaşadı. Hatta birçoğu da kapandı. Bugün, ekonomik krizin bittiği söylense bile, global krizin etkilerini şimdiye kadar hissetmeyen sektör ve firma kalmadı. Ve bugün hala fabrikalar kapanıyor, işçiler çıkarılıyor, üretimde sorun yaşanıyor. 
 Her ülke kendince ürettiği çözümlerle sıkıntıyı aşmaya çalışıyor olsa da işsizlik; artık çözümü mümkün olmayan noktalara doğru hızla ilerlemekte. Kullandığı kredileri ödeyemeyenlerin sayısı ise azımsanmayacak kadar fazla. Tüm bu gerçeklerin yanında birçoğumuz oldukça kaliteli yerli üretimi tercih etmek yerine, sadece markasından dolayı kalitesiz olduklarını bile bile ucuz ithal mallara rağbet etmekte ısrar ediyor.
 
Birçoğumuzun da belirttiği gibi ülkelerin kalkınmasında alınması gereken önlemlerin en başında yerli üretim ve tüketime yönelmek geliyor. Ama maalesef insanlarımız günlük tüketimlerinde bile ithal ürünleri tercih ediyorlar. Bence bu noktada unuttuğumuz değerleri tekrar gözden geçirerek yerli malı kullanma alışkanlığımızı tekrar edinmemiz ve yerel ürünlerin tüketimine yönelmemiz gerekir.
 
Hepimizin de bildiği gibi, cumhuriyetin ilk yıllarında, sanki bugünkü sıkıntılar önceden görülürcesine yerli malı kullanılmasına önem verilmiş, “Yerli Malı Haftası” kutlamalarına özen gösterilmiştir. Yakın zamana kadar da “Yerli Malı Haftası” okullarda kutlanır, çeşitli etkinlikler düzenlenerek konunun önemine dikkat çekilirdi. Bugün geldiğimiz noktada ise ucuz ve kalitesiz ithal mallar çevremizde yer almaya başlandı. Hâlbuki ithal ürünleri tüketmek yerine yerli üretim ve tüketime ağırlık vermeliyiz. Dışa kapalı olalım demiyorum ama zorunluluk dışında alınan her ithal ürünün, yaşamın her noktasında hissettiğimiz krizin boyutlarının biraz daha derinleşmesine neden olduğunu da kesinlikle unutmayalım.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010 yılı Nisan ayı dış ticaret istatistikleri verilerine göre; Türkiye’nin ihracatı Nisan ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,2 artarak 9 milyar 466 milyon dolar oldu. İthalatı ise Nisan ayında yüzde 47,4 oranında artarak 14 milyar 922 milyon dolar olarak gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret açığı da yüzde 113,2 oranında artarak 2 milyar 559 milyon dolardan 5 milyar 456 milyon dolara yükseldi. Bu istatiki verilere göre düşünecek olursak, yakın gelecekte ihraç edecek hiçbir ürünümüz kalmayacak. Bunu düşünmek bile ne kadar korkunç değil mi?
 
Yerel ürünlere yönelmemiz hem üretim hem tüketim hem de istihdama katkı sağlamasının yanı sıra yerel potansiyeli de aktif olarak harekete geçirecek. Böylelikle üretimde yerli malı kullanılması hem ulusal yan sanayinin önünü açacak, hem de bunun zincirleme etkisinin ülkemizde üretim ve istihdamda yaşanan sorunları büyük ölçüde azaltacak, var olan işsizliği de aza indirgeyecek. Kısacası yerli malına gösterdiğimiz özen, işsizlik sorununa da büyük bir katkı sağlayacak.
 
Büyükten küçüğe herkesin kendine göre elini taşın altına koyması gerekmez mi? Unutmamalıyız ki: “Biz ucuz mal alacak kadar zengin bir ülke değiliz”.


Bu yazıyı sosyal paylaşım sitelerinize ekleyin.
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
Çarşamba, 21 Temmuz 2010 11:54 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle

Okul Web ve E-posta Hizmetleri Yönetim Panelleri